Altaylardan Balkanlara Türkü Kültürü

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Balkan Araştırma Topluluğu’nun davetlisi olarak Samsun’a gelen TRT yapımcısı ve Türkses Müzik Topluluğu kurucusu Bünyamin Aksungur, “Altaylardan Balkanlara Türkü Kültürü” konulu bir konferans verdi

OMÜ Fen Edebiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen konferansa; Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bekir Batı, Balkan Araştırma Topluluğu Akademik Danışmanı Doç. Dr. Semih Şen, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

“Türkün romanı türkülerdir”

Konferansın açılışında konuşan Balkan Araştırma Topluluğu Akademik Danışmanı Doç. Dr. Serkan Şen “Türkün romanı türkülerdir derler. Türk dilinin en güzel işlendiği anlatım şekli yine türkülerdir. Türküler, maziyi atiye bağlar ve Türk dünyası arasında köprüler kurar. Türk dünyasının bizi birbirimize bağlayan köprüsünü aktarmak üzere davetimizi kırmayıp Fakültemize gelen Bünyamin Bey’e teşekkür ediyorum.” dedi.

“Türk tarihinin ve kültürünün en önemli özelliği bütünlük ve süreklilik”

Türk dünyası müzikleri üzerinde araştırmalar yapan ve verdiği konserlerde Türk dünyasından şarkılar seslendiren Bünyamin Aksungur, konferansına Kazakların milli çalgısı dombıra eşliğinde Kazakistan, Kırım, Azerbaycan ve Türkiye’ye ait dört parça şarkı seslendirerek başladı.

Şarkılar arasındaki uyuma dikkat çeken Bünyamin Aksungur sözlerinin devamında şunları söyledi: “Bu dört şarkı aslında tek bir şarkı hissi uyandırıyor. Bu durum bir milletin kültürünün geniş bir coğrafyadaki bütünlüğünün işaretidir. Benim bu şarkıları çalarken kullandığım Kazak çalgısı dombıraya, benzer ad ve şekillerde ülkemizde, Özbekistan’da, Doğu Türkistan’da rastlayabilirsiniz. Yani Türklerin yaşadığı bölgelerin müziklerinde ve müzik aletlerinde hiçbir kopukluk olmadığı görülüyor. Türk tarihinin ve kültürünün en önemli özelliği de bu bütünlülük ve sürekliliktir. Tarihimize baktığımızda yıkılan bir Türk devletinin hemen arkasından yeni bir Türk devleti kuruluyor. Yeni kurulan devlette de millet aynı millet. Burada sürekliliği görüyoruz. Bütünlük ise sadece müzikte değil dilde, masalda, efsanelerde, yaşayış biçiminde var. Farklı ülkelerde yaşasak da aynı şeylere kızıyor, aynı şeylere gülüyoruz. Durumlar karşısında verdiğimiz tepkiler hep aynı. Hiç adını koyamadığımız küçük nüanslar, ayrıntılar var.  Milleti millet yapan da bu ayrıntılarda gizli.”

“Aynı milletin insanlarıyız”

Türk dünyasının özellikle müzik ve dildeki ortaklıklarına değinen Aksungur “Bu iki unsur da seslerle ifade ediliyor. Dil harfle, müzik notayla kâğıda dökülüyor. Bu dünyanın bütün devletlerinde bu şekilde ama müziğin millî bir değer kazanması, notaların kodlanarak melodi elde edilmesiyle ortaya çıkıyor ve farklılık gösteriyor. Konuşma ve yazı dili için de aynı şey geçerli. Kelimeleri kodlayarak cümleler üretmek milletten millete değişir. Türkçeye baktığımızda ise Kırgızistan’da da Balkanlarda da telaffuzlar ayrı olsa da kodlamalar aynı, çünkü aynı milletin insanlarıyız. Müzikte de böyle. Bir milletin müziği, o millete ait bir sazla çalınmasa bile melodisinden Türk müziği mi? Arap müziği mi? anlarsınız. Demek ki melodi doğru çalındığında müziğin de bir dili var.” şeklinde konuştu.

Konferansın ardından Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bekir Batı verdiği değerli bilgiler için Bünyamin Aksungur’a teşekkür ederek fidan sertifikası takdim etti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here