Aldous Huxley, George Orwell’e Yolladığı İddialı Mektupta Neler Yazdı?

Aldous Huxley, George Orwell’e Yolladığı İddialı Mektupta Neler Yazdı?

“Distopya” kelimesi toplumlarda çeşitli baskı ve yaptırımlardan dolayı gelecekte oluşacak olumsuz durumlar olarak tanımlanır. Distopya edebiyatı ise bu konudaki öngörülerden oluşur. Distopya edebiyatı yazarları distopik toplumlar ile ilgili öngörülerde bulundukları kitaplarıyla anılır.

Distopya Edebiyatının İki Önemli İsmi

Aldous Huxley ve George Orwell distopya edebiyatı konusu açıldığında akla gelen ilk isimler arasında biliniyor. Huxley’in eseri “Cesur Yeni Dünya” ve Orwell’in eseri “1984” geçmişten günümüze uzanan bu konudaki önemli eserler olarak dikkat çekiyor. Bu önemli iki yazar bazı konlarda aynı fikre sahipken; bazı konularda fikir ayrılıklarına düşüyorlar. İkisi de kitaplarında geleceğin distopyası ile ilgili tahminlerde bulunuyorlar. Günümüzde hangisinin haklı çıktığının cevabı aslında çok da net değil…

Bugün Haklı Çıkmak İsterler miydi?

Bugün, bu iki eserin aslında fikir birliğinde olduğu görülüyor. Yazarlar günümüzde yaşasalardı haklı çıkmak isterler miydi orası tartışılır ama iki yazarın da baskıcı ve otoriter rejimleri distopik bir kurgu yaparak başarıyla okuyucuya aktardıkları da bir gerçek.

Huxley Distopik Öngörüsüne Güveniyor

Aldous Huxley tarafından George Orwell’e yazılan mektupta yazarın ünlü eseri “1984”ü beğendiğini belirtiyor. Huxley mektupta kendi distopik bir öngörüsünün olduğunu, bunun gerçekleşeceğine de inandığını söylüyor. Mektup 21 Ekim 1949 tarihinde yazılmış. İşte o mektubun Barış Berhem Acar tarafından yapılan çevirisinden yola çıkılarak bazı satırbaşları…

“1984’ü Okumaya Geç Başladım”

Mektuptan anlaşılıyor ki; George Orwell yayınevinden 1984 adlı kitabının bir örneğinin Aldous Huxley’e gönderilmesini istemiş. Huxley; Orwell’e mektubunun başında bu kibar davranışı için teşekkür ediyor. Kitap eline ulaştığında elinde bir başka iş olduğunu, bu işin alıntı ve çeviri yapması gereken bir iş olduğunu, bu sebeple 1984’ü okumaya başlamasının da biraz geç olduğunu da ekliyor.

“Devrimin Esas Amacı Kişiler”

Aldous Huxley; 1984 kitabıyla ilgili yorumlarla ve iltifatla başlıyor mektubuna… George Orwell’in kitapta yazdığı tüm iyi eleştirilere katıldığını, bunların önemli olduğunu, kitapta erişilmeye çalışılan devrimden bahsetmek istediğini söylüyor. Bu devrimin siyaset ve ekonominin çok üzerinde olduğunu, esas amacının kişilerin psikolojik ve fiziksel olarak yıkılması olduğuna dikkat çekiyor. Devrimde Robespierre ve Babeuf’un tamamlayıcısı olarak gören Marquis de Sade’nin de yer aldığını da ekliyor.

“Cinselliği Reddederek Sonuca Varan Bir Sadizm”

Aldous 1984’ü yorumlamaya devam ediyor ve kitapta yönetici olarak gösterilen azınlığı felsefesinin cinsellikten uzak ve cinselliği kabullenmeyen mantıkla sonuca varmaya çalışan bir sadizm olarak niteliyor. Yöneten oligarşinin, yönetici güç olmak için bir yol ihtiyacı olduğunu, bu yolun bulunacağını, ancak zor ve zararlı bir yol olacağını belirtiyor. 1984’te ortaya çıkan bu yolun aslında kendi kitabı Cesur Yeni Dünya’da belirttiği yola benzediğini söylüyor.

“Filozoflar Sıradışı Felsefeyi Araştırmak İstemiyor”

Aldous Huxel mektubunda son dönemlerde canlıların hipnotize edilmesi ve manyetizması ile ilgili araştırma yapma fırsatı bulduğunu, bu araştırmalar neticesinde 150 yıldan beri dünyanın Braid, Mesmer, Esdaile ve diğerleri tarafından yapılan keşifleri anlamayı kabul etmediğini gördüğünü belirtiyor. Bir nesil önce yaşananlara saygıdan ve aynı kuşağın materyalistlerinden dolayı 19. Yüzyılın bilim insanlarının, filozoflarının; polis, asker ve siyasetçiler gibi hükümet aleyhine çalışan kişiler için işleyen sıradışı felsefenin gerçeklerini araştırmak istemediklerine de değiniyor.

“Devrimi Erteleyen Freud’un Hipnoz Yorumlarıdır”

Aldous, kendilerinden önceki nesillerin devrimi görmezden gelmelerinin bu devrimi 5 – 6 nesil ertelediğini, devrim adına başka bir güzel tesadüfün de Freud’un hipnoz konusunda başarısız olması olduğunu, yine Freud tarafından hipnozu küçümseyen sonuçlar ortaya koyması olduğunu belirtiyor. Aldous Huxel, devrimin ertelenmesinin en büyük sebebinin 40 yıl boyunca Freud’un psikiyatriyi ilgilendiren hipnoz konusuyla ilgili yorumlar olduğunu iddia ediyor.

“Güç Arzusu Olanlar Kölelikle Tatmin Oluyor”

Ancak o güne gelindiğinde psikolojik çözümlemelerin hipnozla örtüştüğünün görüldüğünü, hipnoz yapımının artık daha kolay olduğunu, ayrıca uyku haplarının devreye girdiğini ve hipnoz süresinin de uzadığını söylüyor. Yeni neslin hipnozda ilerleme kaydettiğini, dünyayı yönetenlerin geçmişlerine inebildiklerini, ilaçla sağlanan hipnozun cezaevlerinde bulunanlara uygulanmasından daha da önemlisinin devletin bir aracı olarak kullanılması olduğunu belirtiyor. Aldous’a göre güç arzusuyla dolu olan yöneticilerin insanları itaat etmeye zorlayarak ve köleliği kabul ettiklerini varsayarak tatmin olacaklarını düşünüyor.

“1984’ün Kabusu, Cesur Yeni Dünya’nın Kabusuna Benzeyecek”

Aldous Huxel, George Orwell’e yazdığı mektupta 1984 kitabında bahsedilen kabusun; kendi kitabı Cesur Yeni Dünya’da kurguladığı dünyadaki kabusa benzeyeceğini, bunun 1984’ün kaderi olduğunu düşündüğünü de söylüyor. Verimin artmasından dolayı değişimler yaşanacağı, küresel olarak atomik ve biyolojik bir savaş olduğunu, bu savaşta birinin kabusunun diğerinin hayalleri olabileceğini düşünüyor.

İki Yazar da Korkuyor muydu?

Aldous Huxel’in mektubu bu yorum ve fikirlerle bitiyor. Bu iki önemli yazarın iki önemli eseri ile ilgili yorum yapanlar George Orwell’in bazı korkuları olduğunu, bu korkuların daha çok bilgi alınmasını engelleyenler olduğunu söylüyorlar. Aynı yorumcular Aldous Huxel’in korkusunun ise daha çok bilgi verenlerden dolayı övünüleceği ve pasif olunacağı yolunda olduğunu söylerler.

Kısacası 1984’e göre dünya baskı yapılarak bazı güçler tarafından kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Cesur Yeni Dünya’ya göre de insanların baskılanmasına bile gerek yok; çünkü giderek daha pasif hale getiriliyorlar.

Bir yorum yazmaya başla
Yorum
Name
Mail adresiniz