Kahkahanın İki Yüzü: Tuğçe Karabayır ve Erkan Karadeniz ile Samsun Etkinlik Özel Röportaj

Samsun sahnesi 9-10 Nisan’da kahkahanın dozunu bir an bile düşürmeyen çok özel konukları ağırladı. Erkan Karadeniz ve Tuğçe Karabayır, kapalı gişe oynadıkları “Ruh Öküzüm” ve “İte Kaka Bi Dünya Hikaye” oyunlarıyla Samsunlu sanatseverlere unutulmaz iki gece yaşattı.

Biz de gösteri öncesi Finitolar Tiyatrosu’nun bu muhteşem ikilisiyle bir araya gelerek, sahnedeki o müthiş enerjinin kaynağını ve oyunların merak edilen mutfağını konuştuğumuz çok özel bir röportaj gerçekleştirdik.

Samsun’da daha önce pek çok kez sahne yaptınız. Samsun’la ilgili unutamadığınız bir anınız var mı? 

Tuğçe Karabayır: Var, çok şiddet bir kar yağışı vardı. Biz de Ege’de yaşadığımız için kara çok alışkın değiliz. “En fazla ne olabilir ki?” demiştik. Yollar kapanmıştı, seyircinin bir kısmı gelebilmiş, bir kısmı gelememişti. Bir kısmı yolda kalmıştı. Bize yoldan fotoğraf, video atmışlardı “yolda kaldık gelemiyoruz” diye. İptal edelim mi etmeyelim mi diye düşünürken burada gelip bekledik. Seyirci kalabalığına göre seyirciyle karar verdik. Çok spontane gelişen bir andı. Çok heyecanlıydı. Çok güzeldi, tabii ben sonrasında 1 buçuk ay hasta yattım. Çünkü kara alışkın olmadığım için dediğim gibi karda biraz oynadık, eğlendik, ıslanmışız falan fena çarpmıştı. 

Erkan Karadeniz: Biz zaten Ege’den terlikle gelmişiz. Bir de uzun yol yaptığımız için arabada terlik giymişiz, çıktık buraya kar. Geçen sene (2025) şubat ayıydı galiba, şubat sonlarında. Çarşamba’dan, Bafra’dan gelecek olanlar gelemediler. Bayağı yarısından çoğu nerdeyse seyircinin gelemedi, bugün hatta birçok kişiyi o günden telafi ettik. Telafi için misafir ettik onları da. Bugün karın telafisi de olacak biraz. 

Peki, Samsun seyircisinden aldığınız enerji, motivasyon nasıl? 

Erkan Karadeniz: Çok iyi, biz 81 şehirde tiyatro yaptık. Bize en çok sorulan sorulardan biri “En çok hangi seyirciyle çok eğleniyorsunuz?” ya da “En iyi seyirci nerede?” gibi.  

Hani en iyi seyirci biraz iddialı oluyor tabii, bizim için her seyirci en iyidir ama Samsun seyircisi gerçekten çok kıymetli, çok farklı, çok eğlenceli, çok neşeli. Oyun çok hızlı başlıyor Samsun’da oynadığımız oyunlarda. Oyuna çok hızlı giriyoruz, bizim bu oyunda biraz interaktif olduğu için seyircilerin de laf atması çok güzel oluyor ve burada en yükseğe çıktığı oyunlardan biri oluyor benim için. 

Tuğçe Karabayır: Samsun’un seyircisi çok çabuk kucaklıyor bizi aslında. Hani “Kimsiniz, siz, nereden geldiniz, bu ne oyunu?” demeden önce bir sarıp sarmalıyorlar. Sonrasında bence tartıyorlar. Bu da çok tatlı. Çok anaç bir yapısı var bence bu seyircinin. Samsun kendi başına inanılmaz bir şehir, ben kadınları da gördüm, geziyorum. Çok iyi giyiniyorlar, sosyal aktiviteleri çok yüksek. Çok mutlu görünüyor yani şehir besbelli ama zaten şahane bir şehir. Hem büyükşehir hem de böyle sanki kasaba gibi de bir yer aynı zamanda. Yani böyle lüksün ve konforun bir arada olduğu bir Samsun. O da seyirciyi etkiliyor. Hani mutlu insanları güldürmek biraz daha kolay tabii şehre de bağlı olarak. 

Oyunda seyirciyle sık sık diyaloğa giriyorsunuz. Hiç unutamadığınız, “Hadi canım bunu da mı söylediler?” gibi absürt bir seyirciyle karşılaştınız mı hiç? 

Erkan Karadeniz: Evet oluyor, çok oluyor. İyilerinden bahsedelim biz. Giresun’da ben unutmuyorum, işte oynuyoruz böyle, iletişime geçmediğimiz bir andaydı. Bir anda arkadan bir hanımefendi, “Benim kocam Sevgililer Günü’nde bir kilo hamsi hediye etti. Onu da işleyin.” dedi. Nasıl toparlayacaksın, nasıl cevap vereceksin? Özellikle Karadeniz’de hazır cevaplık çok yüksek olduğu için öyle bi anı hatırlıyorum ben. 

Tuğçe Karabayır: Benim için de zaten her birisi ayrı heyecanlı ama Karadeniz’de gerçekten durmadan cevap verseler, karşılıklı diyaloğa geçmiş olsak 2,5 saat çok komik bir oyun çıkabilir. Yani bazen şey diye düşünüyorum, Karadeniz’de oyun yapmasak mı? Yani zaten çok komikler ya. Tamamı gerçekten öyle, inanılmaz bir mizah yetenekleri var. Karşılarında biraz utanıyorum açıkçası yani “Şimdi sizi mi güldürücem şimdi? Yapmayın ya,” der gibi oluyorum ama benim de unutamadığım tabii bizim amca şakalarımız var. O amca şakalarından birinde çok yaşlı bir beyefendinin bizim şakalarımızı anlayamayacağını düşünerek birkaç şaka yapmıştım. Büyük tokatlarla geri döndü yani o benden çok çok daha önde, çok çok daha yenilikçi şakalar yaparak beni çok şaşırtmıştı. Onlara şaşırıyorum hakikaten. 

Bir akşamlığına rollerinizi değişseniz, karşı tarafın hangi repliğini ya da tavrını çok yükselerek oynardınız? 

Erkan Karadeniz: Oyunda halı sahaya gitmek için izin istediği bi bölüm var Sadık karakteri olarak. Tuğçe de halı sahaya göndermemek için orayı döktürüyor açıkçası. Ben de o sahneyi oynamak isterdim. Yani onun kadar iyi oynayamazdım ama onun kadar yükselmek isterdim. O sahneyi çok seviyorum ben. 

Tuğçe Karabayır: Sağ ol. Ya şimdi oyunun yazarı Erkan olduğu için aslında benim oynadığım rolü de o kendisi yazdığı için ona ait bir şey. Ben sadece ona biraz bir şeyler giydiriyor oluyorum. Haliyle şimdi böyle sorunca zaten hani onun kimin elinden neyi alacağım yani o yüzden bilemedim. Ama bir erkeği ve Sadık’ı oynuyor olcak olarak bakarsak da halı sahadan geldiği ve anlık bir hafıza kaybı yaşadığı bir an var. Orayı oynamayı çok isterdim. Hatta ayıp olmazsa şey diyeceğim, bak bunu böyle oyna istersen diyip hani örneklemek.  

Erkan Karadeniz: İyi ki ayıp oluyor.  

Tuğçe Karabayır: Kendi yazmış ama güzel yani, o sahneyi ben de kıskanıyorum o oynarken. 

Kendi hayatınızda yaptığınız en ruh öküzü hareket veya eyvah maruz kaldığınız en komik romantik başarısızlık var mıdır? 

Tuğçe Karabayır: Açıkçası ben gerçekten bazen çok öküz olabiliyorum ya. Öküzlük tabii göreceği bir şey ama bizim oyundan yola çıkarsak hani kadın erkek ilişkileri genelde öküzü benimdir ya. Benim diğer kadın arkadaşlarım çok kibar, tanıştığım bütün arkadaşlarım yine çok kibar ama ben çok öyle değilim. En öküz hareketim de şeydi galiba ya, erkek arkadaşım bana çok büyük bir çiçek almıştı. Ben de elime alıp ne kadara aldın demiştim yani hani. Sana ne, değil mi yani, şunun tadını çıkar. O da hani şey ne yapacaksın ne kadara aldığımı hani aldım. Çok para hani çöpe gidecek, hani yerine başka bir şey alırdık gibi. Galiba o öküzlüktü. En büyük öküzlükle karşılaştığım da genelde yersiz kilo şakalarına maruz kalıyorum. Hani insanların bana karşı ben komedi ile ilgilendiğim için, komedi yapan bir kadın oyuncu olduğum için insanlar da bana şaka yapmak istiyorlar. Biraz kilomla ilgili öküzlükleri oluyor gerçekten. Hani ne yersem yiyeyim elime salata almışım mesela o benim ilk öğünüm diyelim. O gün onu yerken bile “yav yeter çok yedin” falan diye bağırıyorlar. Biraz üzücü, birazcık da komik oluyor. Genelde çok komik olmuyor benim için. Çünkü hani ben şakayı sahnede yapıyor oluyorum. Benim öyle. Senin var mı?

Erkan Karadeniz: Bizim erkekler için halı saha maçları çok önemlidir. Halı saha günleri misafir kabul edilmez, misafirliğe gidilmez. Bazı kurallar vardır. Bir tane halı saha da 14 Şubat’a denk gelmişti. Biz Sevgililer Günü’nü 13 Şubat’ta kutladık. 14 Şubat halı sahaya gittik. 

Tuğçe Karabayır: Gerçekten öküzlük.  

Erkan Karadeniz: Bu arada uydurdum şu an.  

Tuğçe Karabayır: Yemin et? 

Erkan Karadeniz: Böyle bir şey yaşamadım. Ama ne yapayım, benim öyle bir şeyim yok. 

Tuğçe Karabayır: Adam yazar ulan, ben bile inandım.  

81 şehir 81 tiyatro diyerek yola çıktınız. Peki, bu turne yolunda enlerinizi soracağım. En çok kim uyur ya da en çok kim acıkır? Kim yorulur? Bunları sormak istiyorum. 

Erkan Karadeniz: Yani 3 sorunuza da daha ben giremedim. Şunun cevabı belli.  

Tuğçe Karabayır: Lütfen, en çok yiyen Erkan Karadeniz’dir. Nokta.  

Erkan Karadeniz: Bu doğru. 

Peki, en çok kim söylenir? 

Tuğçe Karabayır: Ben tabii ki ya. Ben inanılmaz geçimsiz, huysuz bir kadınım. Çok tatlıyım ama of çok fenayım yani gerçekten. Bazen ben de şaşırıyorum ama onu da yorgunluğa veriyorum. Çünkü biz kadınlar yani gerçekten zor varlıklarız. Başka şeylerle de mücadele ediyor oluyoruz. Hani başka duyularımız da açık ya alan olarak da gün içinde yaşadığım çok küçük bir şeyi yollarda gördüğüm, ne bileyim böyle hani hasta bir köpek ya da işte burnu akmış bir çocuk bile bana dert olabiliyor. Gün içinde bütün gün onu düşünebiliyorum. Zaten onlar o kadar yükken e bir muayyen gününüz oluyor. Bir regli olduğunuz gün oluyor, bir şey oluyor yani anladın mı? Hormonlarımız çok dengesiz derken her şey çok fazla batıyor bana. Yorgunluk da üstüne ekleniyor, telaşlı da biriyim dertlenirim. Seyirci sevecek mi, sevmeyecek mi? Bilmediğimiz şehirlere gittik. Çok yollar geçtik ama en çok uyuyan, en çok söylenen işte ne demiştiniz, bütün enlerinizi kabul ederim ama en çok yemek yiyeni Erkan Karadeniz’e bırakmak isterim. Saygı ve sevgiyle. 

Erkan Karadeniz: Yani normalde olması gereken de bu aslında. Yemek anlamında demiyorum. Bizim işimizin starı Tuğçe Karabayır’dır. Bugün de izleyeceksiniz. Gerçekten çok büyük bir yetenek. Türkiye’de sayılı kadın oyunculardan biri.  

Tuğçe Karabayır: Tamam al, şunu sus hadi. Teşekkür ederiz.  

Erkan Karadeniz: 100 liraya bu kadar.  

Erkan Karadeniz: Şimdi o yüzden biraz yorulması, onun huysuzluğu da aslında güzel bir şey. Biraz da olması lazım ve gerçekten 81 şehirde tiyatro yapmak manevi anlamda mükemmeldi ama gerçekten çok zordu. Kadın-erkek ayrımı anlamında demiyorum ama kadınların zorluğunu Tuğçe de bahsetti. Gerçekten bu yolda yorulması, çok büyük dertlenmesi biraz normal geliyor bana. Biz erkekler biraz daha avcı ekolünden geldiğimiz için yaşaması daha kolay, hemen girebiliyoruz ama Tuğçe’nin zorlanması bu anlamda çok normaldi. 

Tuğçe Karabayır: Bir de oyuncuyuz, duygusal insanlarız. Şimdi benden saniyede duygularımı göstermem bekleniyor ama normal hayatta bunu saklamam bekleniyor. Bu mümkün değil. Ben bir tek, biricik bir insanım ve duygusalsam evet, duygusalım. O yüzden gün içinde çok iniş çıkışlar yaşıyorum duygusal olarak. Yani gittiğimiz şehirlerde dediğim gibi artısı-eksisi, bazen çok kıskandığım şeyler var. “Bu insanlar burada ne kadar güzel şeyler yaşıyolar” diyorum. Bazen de çok kötü hikayeler dinliyorum o 81 ilde. Bir de biz 81 ili hızlı tamamlamak istedik. Kendimizi bu anlamda çok yorduk. Size şunu söyleyebilirim, bir ayın 27 günü ardı ardına sahnedeydik. Daha başka söyleyeceğim bir şey yok.  

Ve 81 ili tamamladınız? 

Erkan Karadeniz: Tabii ki. 

Kara yoluyla?  

Tuğçe Karabayır: Evet, bravo. Bunun altını çizdiğiniz için teşekkür ederim. Gerçekten kara yoluyla 81 il, ay tüylerim kalkıyor. Bir daha mı, tövbe.  

Erkan Karadeniz: Deme öyle deme. 

Erkan Karadeniz: Bir Kıbrıs’ımız kaldı, Kıbrıs’a da inşallah gitmek isteriz.  

Peki, tiyatro geçmişinizde size el veren oyunculuk tarzınızı ya da hayata bakışınızı değiştiren bir kilit isim var mı?  

Tuğçe Karabayır: Benim çok var aslında ama ilki Erkan Karadeniz’dir. Üniversitedeyken sahne arıyordum kendime. Oyunculuk yeteneğim olduğunu hissediyodum, bunu biliyordum. Lisede, liseler arası tiyatro yarışmasında ödüller almıştım. Yani okulda da böyle tescilli bir tiyatrocuydum. İlkokuldan beri sahnedeyim ama profesyonel olarak bu iş, nereden başlarım, nasıl yaparım bilmiyordum. Bunu Erkan Karadeniz sayesinde sağlamış oldum, ilki o’dur. “Komedi Türkiye” diye bir yarışmaya katılmıştım. Orada da Derya Karadaş ve eşi Haki Biçici bana çok destek olmuşlardı. Onları hiç unutmuyorum gerçekten. Zaten oradaki tanıştığım oyuncular, çalıştığım isimlerin hepsinden bir şeyler öğrendim ama onlar ilk aklıma gelenler. Ondan sonra 3G Show yaptık. Orada da Şahin Irmak, Gülhan Tekin’in çok desteğini görmüşümdür. Güldür Güldür’de de Ecem Erkek çok yakın arkadaşım, Onur Buldu’nun çok desteğini gördüm beraber skeçlerimiz olduğu için. İrem Sak keza öyle. Onun dışındakilerini de çok gördüm ama en spesifik aklıma gelen isimler bunlar. 

Erkan Karadeniz: Benim Alpaçino. Benim yok. Bu kadar güzel ismin üstüne yok. Ya ben biraz hep kendi yanımda kavrulmayı seçtim, biraz daha zor bir yol seçtim. Kendi yazdığım işlerle yürümek, yükselmek, büyümek istedim. O yüzden 2007 yılında Finitolar Tiyatrosu’nu kurmuştum. O zamandan beri devam ettirmeye çalışıyorum. Mesela, hani televizyonda böyle görüneyim, bir yerlerde oynayayım, çok büyük bir çabam, isteğim yok. Kendi ürettiğim bir şeyle olmak, oralarda da kendi ürettiğim bir şey olma gibi bir hayalim var. O yüzden biraz daha yavaş, biraz daha ağır ağır ilerliyorum. 

Tuğçe Karabayır: Ben daha yönetilebilirim, o daha yönetici bir ruha sahip olduğu için kendi yolunu çizmek ve kendi patronu olmak dışında…

Erkan Karadeniz: Açıkçası hani birine gidip böyle bir destekte de yani bir talepte de bulunmuyorum. Mutlaka el atacak olan kıymetli büyüklerimiz, üstadlarımız vardır. Biz onları izleyerek, dinleyerek, neler yapmışlar, hangi yoldan gidelim, o öğütlerini dinleyerek kendi halimizle devam etmeye çalışıyoruz.  

Ama yani sizi gerçekten bu anlamda tebrik ederim. Yani bunu tek başınıza buraya kadar taşımış olmanız büyük başarı.  

Erkan Karadeniz: Çok teşekkür ederim. Çok sağ olun. Ben bir gün Samsun’da böyle güzel bir atmosferde, röportajda böyle bir övgü alacağımı 2007 yılında hiç hayal etmemiştim. O yüzden çok kıymetli, teşekkür ederim. 

Ruh Öküzüm ile 10. sezona girdiniz. Bir oyunu yüzlerce kez oynamak ve her seferinde aynı heyecanı koruyor olmak nasıl bir şey ya da mümkün mü?  

Tuğçe Karabayır: Mümkün. Çünkü oyun değişmiyor ama seyirci her gün değişiyor. Her gün bambaşka bir iklim, her gün bambaşka bir seyirci potansiyeli var. Çok özel bir şey bu. Her gün karnıma ağrılar giriyor, midem bulanıyor. “Bugün de gülecekler mi ya gülmezlerse?” korkusu beni mahvediyor. Yetmiyormuş gibi eve gidip uyuyorum, rüyamda da yemin ederim aynı şeyler devam ediyor. Çok korkunç. Bazen uykudan Allah’ın sevgili kulum yarıda uyanıyorum falan. Sonra diyorum “Ya o oynama artıké yani anladınız mı? Çünkü bizim hayatımızın çoğunu kapsıyor şu an mesleğimiz, bir de sevdiğimiz aşık olduğumuz bir şey. Her şey birbirine girdi yani o anlamda 

Erkan Karadeniz: Bir de şöyle, 10. Sezon ama hep 10 sezon böyle ilerlemedi. Şimdi hani çok şükür kapalı gişeler oluyor. Gittiğimiz her şehirde bir kalabalık oluyor. Biz özellikle son 2-3 yıldır biraz böyle hareketli dönem yaşıyoruz. Yani baktığımızda en az 7 sene biz seyirci dilendiğimiz zamanlar oldu. Seyirci gelsin, bizi izlesin, bizi fark etsin, bizi sevsin diye çok fazla çabaladığımız, patinaj yaptığımız, kendi yerimizde saydığımız yıllarımız oldu. O yüzden şimdi gelen her seyirci bizim şu çok kıymetli oluyor ve o yüzden ilk gün gibi oynamaya çalışıyoruz. Onun büyük bir hazzıyla oynadığımız için açıkçası çok sıkılma olmuyor. Bu günleri çok hayal ettiğimiz için kıymetini bilmeye çalışıyoruz. 

Sizinle ilgili (Tuğçe Karabayır) çocuk taklidiniz, yaptığınız çocuk taklidi 7’den 70’e herkes tarafından yani çok beğeniliyor, seviliyor. 

Tuğçe Karabayır: Ya şöyle çocuk taklidi çok sevildi. Başından beri de çok sevilen bir şeydi. Ben ilk böyle lisede tuvalete saklanıp diğer lisedeki arkadaşlarımızı içerde çocuk kalmış gibi kandırırdık falan. Hani oralardan bir sürü insanların sevdiği böyle, 20 milyon izlenen bir videomuz var. Bence çok büyük bir rakam bu, 20 milyon ne demek yani. Hani yolda yürüyorum falan diyorum ki “bu da herhalde beni izledi, Bu da nahımdan nasibini aldı” diye. 

O zaman çok teşekkür ediyoruz.  

Erkan Karadeniz: Biz teşekkür ederiz. İyi ki geldiniz. 

Tuğçe Karabayır: Ben de eklemek isterim, sayfanızı inceledik (Samsun Etkinlik). Gerçekten çok iyi ve vizyonlu gidiyorsunuz. Bu yaptığınız şey de bizim için çok kıymetli. Bizim işimize değer verip büyütmeye çalışıyorsunuz. Ayrıca teşekkür etmek isterim. Birebir, cana can olmak, gün içinde sizinle vakit geçirmiş olmak bizim için çok kıymetli oldu. Tekrar teşekkür ederiz. Takipçiniz bol olsun, izlenmeleriniz bol olsun.  

Erkan Karadeniz: Çok teşekkür ederiz. Samsun bizim için çok kıymetli. Hem manevi yönden kurtuluşumuzun, Cumhuriyetimizin ilk adımlarını attığı şehir hem de bizim en eğlendiğimiz, en güzel geçtiğini düşündüğümüz oyunlarımız Samsun’da oluyor. Bugün de inşallah onlardan birini yaşarız. Geldiğiniz için çok teşekkür ediyoruz. 

Tuğçe Karabayır: Samsun’u çok seviyoruz.  

Picture of Samsun Etkinlik

Samsun Etkinlik

Samsun’un sosyal ve kültürel hayatını takip etmek isteyenler için şehrin dijital ajandası olan SamsunEtkinlik.com, şehrin enerjisini tek bir platformda topluyor. İster yerlisi olun ister şehri ziyaret eden bir misafir, “Bugün Samsun’da ne var?” sorusunun en kapsamlı cevabını bu platformda bulabilirsiniz.

Samsun’daki etkinlik çeşitliliğini kategorize ederek kullanıcıya sunan platformumuzda yaklaşan etkinlikleri takip edebilirsiniz.

Diğer İçeriklere Gözat

Öne Çıkanlar

  • Henüz yorum yok.
  • Yorum ekle