Emre Kınay ve Pınar Altuğ Atacan ile Samsun ve Tiyatro Üzerine Konuştuk

Başrollerini usta oyuncular Emre Kınay ve Pınar Altuğ Atacan’ın paylaştığı Mutlu Aile Tablosu tiyatro oyunu, 19 Mart 2025 Çarşamba akşamı Atakum Belediyesi Ata Sahne’de Samsunlu tiyatro severlerle buluştu. Büyük ilgi gören oyun, izleyicilere kahkaha dolu bir gece yaşatırken enerjik performanslarıyla sahnede adeta devleşen oyuncular dakikalarca ayakta alkışlandı.

Biz de Samsun Etkinlik olarak sevilen oyuncular Emre Kınay ve Pınar Altuğ Atacan ile bir araya geldik. Hem bu oyunu hem de tiyatroya dair merak edilenleri konuştuk. Editörümüzün sorularına samimiyetle cevap veren oyuncular, Samsun’un kendileri için ayrı bir yere sahip olduğundan ve daha sık gelmek istediklerinden bahsetti.

İşte gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbetin detayları… 

Soru: Mutlu aile tablosu oyunumuzda izleyeceği nasıl bir hikâye bekliyor? Oyunun ana mesajı nedir?

Pınar Altuğ Atacan: Hadi buyurun.

Emre Kınay: Adının tam tersi bir hikâye bekliyor. Yani çok mutlu bir aile tablosunu kimse izlemek istemez herhalde. Çünkü tiyatro dediğiniz şey gerçek olmaz. Bir de tiyatro dediğiniz şey çatışma hikayesi. Yani bir çatışma olacak ki oradan hikâye çıkacak. O yüzden “Mutlu Aile Tablosu mu?” diye seyredecek seyirci. Biz de elimizden geldiğince onu canlandırmaya çalışacağız.

Soru: Oyundaki karakterlerinizin sizi yansıtan yönleri var mı? Onlarla benzer veya zıt yönleriniz neler?

Emre Kınay: Öyle biri miyim ben? Sen söyle. Yani hiç sanmıyorum.

Pınar Altuğ Atacan: Ay olmasan iyi olur. 

Emre Kınay: İnşallah değilimdir. 

Pınar Altuğ Atacan: Yani sadece bu bedenlere giyinmiş karakterler, öyle diyelim. Hiç benzer tarafımız yok.

Soru: Daha önce sahnede yaşadığınız, hiç unutamadığınız bir anınız var mı, bizimle paylaşır mısınız?

Emre Kınay: Off, 35 yılı soruyorsun. 35 yıldır yapıyorum ben bu işi yani oyunculuğu. O kadar çok anı var ki hani söyleyin deyince “hadi bir şarkı söyle amcaları” gibi oluyor bize bir şey bulamıyorsun hemen. 

Seyircinin bildiğinin aksine biz aslında her akşam aynı oyunu oynamıyoruz. Biz, her akşam başka bir insan topluluğuna, ki bir önceki akşam gibi yine birbirini hiç tanımayan insanların oluşturduğu bir topluma, her akşam başka reaksiyonlarla ya da azalan ya da artan reaksiyonlarla süren, her akşam “Acaba bu akşam nasıl bir oyun olacak?” diye çıktığımız bir şey tiyatro. O yüzden her akşam, bu sorduğunuz soruyla ilgili bir şey oluyor. Mutlaka bir şey oluyor yani. En kötüsünden şöyle söyleyeyim; birisi mesela en önde otururken telefonu açıp “Evet Emre Kınay’ın oyunundayım. Çok güzel oyun. Haftaya da sizi geçireyim gönderiyim diyen oluyor mesela. Cep telefonuyla 500 tane anons yapmamıza rağmen salona baktığınızda böyle yıldızlar gibi ışıl ışıl oyunu izlerken, blackout sırasında birbiriyle mesajlaşan insanlar görüyoruz. Ülke insanımız o kadar yoğun ki cep telefonlarını kendilerine ayırdıkları 1,5 saatte bile kapatamıyorlar maalesef. Belki Türkiye’nin gündemi de bu kadar hızlı değiştiği için olabilir ama sonuç itibariyle her geceye bir anı var yani.

Pınar Altuğ Atacan: Evet evet. Ben çok yeni bir tiyatrocuyum tabii Emre kadar tecrübeli değilim ama hakikaten her aynı oyunu oynuyormuşuz gibi görünüp çoğu zaman aynı sözleri söylüyoruz ama tepki başka, birbirimizin oyunu başka. Dolayısıyla her oyun da başka. 

Soru: Oyunculuk kariyerinizde tiyatro mu, dizi mi yoksa sinema mı sizin için daha özel bir yerde? 

Pınar Altuğ Atacan: Valla şöyle söyleyeyim; yani biri kiraz, biri elma, biri karpuz. Hiçbirini bana göre kıyaslayamazsınız. Hepsinin ayrı bir kıymeti ve hepsinin ayrı bir tadı var. Hepsini yapmaktan da çok mutluyum. Hiç öyle ayıramam. Yani evet, tiyatro sahnesinde çok eğleniyorum ama dizi setinde olmaktan da çok mutluyum. Ben bir televizyoncuyum. Program sunmak hele gece canlı yayında olmak çok zevkli ve eğlenceli. Doğrusu hiçbirini ayıramam ben.

Emre Kınay: Benim için de şöyle aslında; mühendislik gibi düşünün. İnşaat mühendisisiniz diyelim. Ama köprü yaparken yaptığınız mühendislik hesaplarıyla insanların ikamet edeceği apartman yapmak için ayrı bir plan kurarsınız ya da işte bir atom reaktörü kuracaksınız, bir inşaat mühendisi olarak onu yapacaksınız başka. Hepsinin arasında aslında yapılan iş özde, yürekten akıldan ve gözünün içinden yaptığın iş aynı ama sadece çok ciddi bir ölçek farkı var. Neden? Çünkü şu anda oturduğumuz 2. sırayla göreceğiniz ilk oyuncu arasında şu an itibariyle en az 9 metre var. Dolayısıyla burada büyük olan şeyi kamerada o büyüklükte yaparsanız bir dudak hareketiniz 35 metreye çıkabilir. Yakın planda hele. Dolayısıyla tıpkı mühendislikte olduğu gibi burada da ölçekler var. Sinemanın ölçeği ayrı, tiyatronun ölçeği ayrı, televizyonun ölçeği ayrı. Hatta reklamın bile ölçeği ayrı. Ama ruhu ve samimiyeti mutlak surette aynı olmak zorunda. Aşkı da aynı olmak zorunda. 

Soru: Son yıllarda tiyatroya olan ilginin arttığını düşünüyor musunuz? 

Emre Kınay: Tiyatroya olan ilgi çok mutlu ediyor ama tiyatro biletinin üzerindeki vergi çok mutsuz ediyor. Yani üstelik de sanki o vergiyi biz alıyormuşuz gibi bir hava yaratılıyor. O çok üzücü. Yani seyirci 10 lira bilet parası verdiğinde 5 lira 7 kuruşunu vergi olarak ödediğini bilse hiç bize kızmayacak. Orası benim için hususi ama onun dışında televizyondaki dizilerin (ki ikimiz de sektörün içindeniz) maalesef artık birbirinin neredeyse kopyası hikayeler anlatıyor olması sebebiyle tiyatroya ilginin yükseldiği kanaatindeyim ben. Çünkü bu da çok mutlu ediyor tabii ki samimiyeti burada can o bu gece ne izleyecekseniz yarın gece başkası aynı oyunu izlerken başka bir şey izleyecek ve bu seyircide de artık öğrendiği bir bilgi ve heyecan yaratıyor. Bizim bu oyunumuzu 6. kez izleyen benim diğer oyunlarımda 17 kez izleyen ve 17 seferinde de “Başka bir şey izledim” diyen seyircim vardı mesela. Dolayısıyla bu artıyor ve giderek de artacak.

Soru: Oyun içinde en sevdiğiniz sahne hangisi? 

Emre Kınay: Ben biliyorum ama söylemeyeceğim. Seyirci için spoiler vermeyelim.

Pınar Altuğ Atacan: Evet, vermeyelim.

Emre Kınay: Benim oynamaktan en keyif aldığım yer Silviya’lı sahne.

Pınar Altuğ Atacan: Evet, bir yerde koltuğun arkasından bana bir bağırdığı yer var, hala gülmemek için kendimi zor tutuyorum.

Soru: Samsun’da sahne almak sizin için nasıl bir his? Daha önce Samsun seyircisiyle buluşmuş muydunuz?

Emre Kınay: 63 bugün.

Pınar Altuğ Atacan: Evet, 63.’yü oynayacağız bugün.

Emre Kınay: 63. temsil sanıyorum. Bizim Duru Tiyatro olarak rekorumuz 544. Sondan Sonra diye bir oyunla. Samsun’da da oynamıştık.

Pınar Altuğ Atacan: Darısı bu oyunun başına.

Emre Kınay: 544 kez temsil etmiştik Sondan Sonra’yı. Kulağı çınlasın, Ahu Türkpençe ile beraber Türkiye’yi 3 tur gezip, 2 tur da Avrupa yapmıştık. Bu oyunda o yolda ilerliyor şu anda inşallah.

Pınar Altuğ Atacan: İnşallah.

Pınar Altuğ Atacan: Ben ilk defa. Zaten çok yeni bir tiyatrocuyum biraz önce de söylediğim gibi. İlk defa Samsun’da oynayacağım ama Emre’nin daha önce tecrübeleri var.

Emre Kınay: Ben çok kez geldim Samsun’a çok. Çocukluğumdan beri yapıyorum bu işi. Çocukluğumdan beridir de gelip gidiyorum Samsun’a. Samsun benim için Cumhuriyet manasında da çok özel bir kent. Özellikle annemde Sinop Boyabat köklü olduğu için benim için Karadeniz’in başka bir ayrı özelliği var. Çok severim yani gerçekten çok severim. Dünyanın en güzel coğrafyalarından bir tanesi bence. Bütün ülkem öyle ama hani Karadeniz’in ayrı bir yeşili var.

Pınar Altuğ Atacan: Ve tabii Samsun’un tabii ayrı bir kıymeti var.

Emre Kınay: 8 ton yeşili başka görebileceğiniz, 10 ton yeşili başka görebileceğiniz bir ülke kıyısı, sahil şeridi yok. Samsun’un insanı da aslında şey gibi yani büyükşehir Samsun. Öyle İstanbul’da oynamakla Samsun’da oynamak arasında artık çok büyük bir fark yok. Eskiden yani ben 20’li yaşlarımdayken vardı. Evet, öyle bir büyükşehir veya hani küçük şehir hikayesi ama Samsun artık bir sanayi kenti, bir kültür kenti, bir üniversite kenti, bir gençlik kenti, bir sosyal yaşam kenti. O yüzden tabii ki İstanbul kadar keyifli Samsun’da da olmak. İnşallah daha büyük salonlarda daha çok seyirciye, senede bir kere geliyoruz biz. İnşallah seyircisi öyle artsın ki tiyatronun, biz senede 2’şer-3’er kez gelebilir olalım inşallah. Ama bu da tamamen sizlerin elinde. Yani ne kadar sağlam bir kemik tiyatro izleyicisi yaratabilirseniz medya üzerinde, bizler de o sıklıkta daha fazla gelir gideriz.

Yorumlar

  • Henüz yorum yok.
  • Yorum ekle